Umut 的个人资料Fata Morgana's Black Box照片日志留言簿更多 ![]() | 帮助 |
|
|
6月30日 dünüm bugünümle, azizim günahkarımla yüzleşti yeni bir ben doğurmak için...bugün, geçmişe dönüp baktığım o günlerden biri. çok uzun bir geçmişe falan da sahip değilim. 20'li yaşlarının başında bir adamım sadece. çok değil, bir iki sene öncesine gittiğimde, hiçbir şeye sahip olmadığımı düşündüğümü anımsıyorum. her şeyimi kaybettiğimi söyleyip dururdum. nefret ettiğim onlarca şey vardı hayata dair, aslında olması gereken birçok şey. büyümekle meşgul olup da, aslında hiç büyümek istememek. deneyim kazanmak isterken, çaylaklığa özlem duymak. bir sürü saçmasapan şeyin içerisinde boğulup duruyoruz sürekli. bugüne baktığımdaysa, bir buçuk senelik bir dönemde ne kadar değiştiğimi fark ettim. bir takım şeyler mutlaka pozitif algılanabilir. lakin gerçekten hayata karşı perspektifimi kaybettiğimin farkındalığına sahibim şu anda. eskiden eleştirir ve çözüm üretmeye çalışırdım. şimdi eleştiriyorum ve eleştirdiğim şey hakkında düşünmeyi bırakıp, onun bir parçası olmayı seçiyorum. sisteme söverken, sistemin parçası olmak gibi bir şey bu. derinliğimi kaybedip, giderek sığlaşıyorum sanki. bildiğim bir şey varsa, sahip olduğumun içimde bir yerde varlığını koruduğu ve benim yeniden eskisi gibi olmak istediğim. olduğum şeyin olmasına sebep olansa bir saçmalıktan ibaret aslında. birinin ardında kaldım ve kendi kendimi tamamen buna odaklayarak zamanımı harcadım. yaşadığım şey büyüleyiciydi, çok güzeldi ve kesinlikle yaşadığım için kendimi mutlu hissediyorum. ama sonrasında kendime yaptığımı fark ettiğim şey, bünyemde pek de kabul görebilecek cinstten değilmiş meğer. atlatmak ve ardına bakıp zamanla yüzleşmek oluyor sanırım bu. kendimle yaşadığım bir iç hesaplaşma. birçok sorun vardı geçmişte olduğum bana dair, ama daha anlamlıydı sanki her şey. olduğum şeyi terk edip, gerçekte neysem o olma vaktim geldi sanırım yeniden. belki de iyi tarafları harmanlamayı denemek en iyi çözüm olacaktır. sanırım herkesin hayatında durup da yapması gereken bir şey bu. dönüştüğümüz şey bize hayat tarafından dikte edilmiyor, sadece biz uyum sağlamak için özümüzden vazgeçiyoruz. bugünün dünden çıkarı da bu olsa gerek. geç olmadan parçaları birleştirip, toparlanmak gerek sanırım. pişmanlık kötü bir müessese... 6月28日 www.um-t.com güncellenmiştir!www.um-t.com güncellenmiştir.
ilgilisine duyrulmuş olsun bu da böylece. 8 ay geçmişti son güncellemeden bu yana, buhran bunalım, iş-güç, üşengeçlik derken geçivermiş valla ben de bilemedim nasıl olmuş. bir sürü yeni ekledim lakin :) iyi seyirler diler, dvd'imi takar pizzacının kapıyı çalmasını beklerim.
slipknot yeni albüm!!!Slipknot, 4. stüdyo albümünü kaydediyormuş hatta sanırım kaydetmiş bile efenim. All Hope Is Gone isimli albüm 26 ağustos'ta amerika da her bir yerde bulunabilecekmiş. yani 26 ağustos'ta download edilebilesi, birkaç ay sonrasında da türkiye'den satın alınabilesi mevcut. Corey'i öpüyor stone sour'dan boş kalan vaktinde Slipknot'ı unutmadığı için taktir ediyoruz.
Slipknot - Psychosocial (Single, WebRip - 2008)
http://rapidshare.com/files/125375771/SLIP_PSY_08.rar
PASSWORD : misanthrop kalitesi kötü de olsa albümle ilgili fikir sahibi olmanızı sağlayabilir diye düşünerekten bunu da iliştirdim. ;)
gözümün nuru bu hayvanlar yoksa bu kadar sevinmezdim :)
ha inanmadım diyorsan aha buyur kendi gözlerinle bak : www.slipknot1.com 6月24日 makedonyauzaklardaydım birkaç günlüğüne, başka hayatlara dokundu varlığım. yeni yüzler girdi hayatıma, yeni deneyimler kattılar sığ yaşantıma. değişimi tattım, gözlerime görmediği bir şeyler verdim, küçük bir kaçamağın parçası oldum. her şeyden kaçarcasına içerisinde kayboldum öylece. çok söylendim oralarda, özledim buraları zaman zaman. ama döndüğünde fark ediyor insan, özlenecek pek bir şey kalmamış bu şehirde. hayallerimi yanıma alıp gitmişim ben, farkında bile değildim. ait olmadığımı daha fazla hissediyorum şimdilerde. ne buraya ne oraya ne de başka bir yere. hatta hiçkimseye ya da hiçbir şeye. tıpkı doğduğum o an gibi süregeliyor hayat. göbek bağı kesildiği andan itibaren tek başına insan. yaşamın ortasında yapayalnız bir sen var. kabul etsen de etmesen de...... bu arada keyifliydi oralar... zamanın ardındakarmaşık düşlerde gezindi ruhum sorularımı ardımda bırakıp uyurken ben tüm yalanların ötesinde duruyordum her şeyi terk edip uzaklaşıyorken parçaları bir araya getirdi zihnim verilmiş sözleri usulca unutuyorken pembe bulutların altında denizi izliyordum yeniden hayatta hissediyorken çaresizlikten uzaklara doğru koşuyordum ne bir em ne bir merhem gerekli artık bana yaşanmışlıkların ötesine bakıyordum hikayemi yazdığım kalemin mürekkebini dolduruyorken... crime in stereo - small skeletalAs they laid my bones down at the crossroads, I saw my ghost sell my soul to the inferno for petrol to get home. Now each day I sink a bit faster into my father's fate. Four packs a day. Four decades straight. Right to an unmarked grave. I used to think it would sleep As I laid My cross down at the bones beneath my feet She came. The face of a saint. The voice of a sympathy. She says "The future will be devoid of weaknesses." Free cigarettes for all the kids to make small skeletons. I used to think it would sleep I used to think as I aged with time that it would shut it's eyes and just let me be. Then I'd seen it's designs to kill and hide deceitfully inside my skin. I've been hunting it ever since. 6月10日 hayathayat, her sayfası ruhunda derin ama ince çizikler oluşturan, dinmek bilmeyen bir acıyla okumaya devam ettiğin, zaman zamansa okuduklarınla yüzünde tebessümler oluşturan bir kitaptır ve sen onu vakti geldiğinde kapamaya mecbursundur er ya da geç. o yüzden tadını çıkar acının ve zevkin... 6月8日 pazarları sevmeyen birindenbiraz da olsa dinlenmenin verdiği hazla, yürüyorum yolumda. yarım kalmış işler birikti masaüstümde. bulutlarsa tavanı kapamış, kasvetli bir pazar geçmek bilmemekte. sıkıcı bir haftasonu, hiçbir şey yapmadan öylece geçiyor. ruhumdaki yırtıkları da diktiğime göre, yarınlarda toparlayıp bünyeyi hayata devam edebilirim. bu hayat güzel aslında. sadece pek pas vermiyor... 6月4日 Sixx A.M. - Life Is BeautifulYou can’t quit until you try p.s.: bu gerçekten hayranlık verici benim için. sözler mükemmel, şarkıyı da sevdim... hayata karışırkenhayat her zaman basit oldu, gördüğümün, durduğum noktayla ilişkili olduğunu fark ettiğim anlarda. zaman zamansa komplike geldi. içinden çıkılamazmış gibi. öyle ki net bir gerçek vardı, sadece perspektiflerimden olmuştum, algımı yitirmiştim. şimdi başka bir noktadayım ve bu sefer ben nasıl istiyorsam öyle görünüyor her şey. var olduğum sürece de benim istediğim gibi görünecek. benim seçeneklerim, benim kararlarım ve benim düşlerimle. çünkü benim için, ben olduğum kadar bu hayatta var olacak. ötesi vardır ya da yoktur, benim bilmediğim, benim gerçekliğime dahil olamaz. güzel olan da bu sanırım. sorunu yaratan bendim, ortadan kaldıran da benim. değerleri değersizleştirmek değil amacım, değersizliğimi tüketerek sıfıra anlam katmak. kendimi iyi hissediyorum, olmak istediğim yerde değilim, ama gittiğim yolun farkındayım en azından. her şey değişirken, ben etik olarak daha kötü, ama özümde daha iyi bir adam oluyorum sanırım. bunun yargısı kime kalır bilinmez, ama kendimi iyi hissettiğim yoldan gideceğim. bazen bir günahkarın adımları, bir azizin dualarından daha temizdir. kendimi hayata enjekte ediyorum. olan biten bu... 6月1日 içimdeki bendeğiştiğimi hissedebiliyorum. vücuduma pompalanan adrenalin içimde garip bir his uyandırıyor. sanki bir anda bilmediğin bir şeye dönüşmek gibi. farklılaştığımı biliyorum. herkesten ya da her şeyden farklı olmak değil, sadece bir önceki andan farklı olmak. tanrıyla şeytanın kumarındaki yerini algılamaktan söz ediyorum aslında. satranç tahtasındaki yerini özümsemekten. azizin ve günahkarın buluştuğu noktayı fark ettiğinizde, anlıyorsunuz tam olarak nerede olduğunuzu. dahası biliyorum bir an öncesindeki adam olmadığımı ve bir an sonrasındaki adam da olamayacağımı. damarlarımda akan kanın kırmızı olmadığını kabullendim usulca. bordo, hayatın rengi oldu en başından beri. biraz kirlenmiş, biraz bozulmuş, ama yaşamı anlatan. belki de şu anda özümsedim, sahip olduğum yaraların daha fazla kanatmadığını. uzun zaman sonra eksik de olsa iyi hissediyorum. kendimdeyim, kendimi kaybedene kadar da böyleyim. zamanla beraber yürümeyi öğreniyorum. kaybedilecek bir şey kalmadı ve şimdi hayatı sorunlarıyla kabul edebilirim yeniden. bu anda doğan bu ben, yarına yaşar mı bilinmez. öyleyse tadını çıkarmak gerek... A Cursive Memory - The Piano SongWelcome to my dreamiest nightmare, Where you're so close but you never get there, There's still some things you need to say to me Because my love, you're my farthest destiny. I never thought, I'd say this again, The three words that you never said, The one phrase that broke a heart in two, Because angel, I love you. If I could turn the clock again, It's the same three words I wish I never said, The one phrase that broke a heart in two, Because angel, I love you. Angel you're the closest thing I've wanted most but you still can't see, I say five vowels and three syllables, They're unnoticed, and you're so dreamable. Angel you were the closest thing That I've wanted most and now that you can see, My five vowels, and three syllables, They are noticed, and you're so dreamable. You never thought, I'd say this again, The three words that you finally said, The one phrase that broke a heart in two, Because angel, I love you. |
|
|