Umut 的个人资料Fata Morgana's Black Box照片日志留言簿更多 工具 帮助

日志


9月30日

bilmiyorum

öfkem ve üzüntüm birbirini sarmalarken
kelimelere dokunan dudaklarım titriyor
gözlerimden akacak bir damlam yok
içimdeyse acım yüzüyor
geçmişte yargıladığım aşığım
şimdi adeta ruhumda suret buluyor
yaralarımı sarmamı sağlayana
istemsizce yaralar açıyor
değişen oydu diye diretirken
ben miydim bilemiyorum
kendi çemberim daralıyor sanarken
sanki onu içinden atıyorum
o bana sevgi sözcükleri söylerken
ben ruhsuzca karşılık veriyorum
acısını perdelemeyi bıraktığında
canım yanıyor, ama ne yapacağımı bilmiyorum...
9月28日

Three Days Grace - Someone Who Cares

Every street in this city
Is the same to me
Everyone's got a place to be
But there's no room for me
Am I to blame?
When the guilt and the shame hang over me
Like a dark cloud,
That chases you down in the pouring rain.

It's so hard to find someone
Who cares about you,
But it's easy enough to find someone
Who looks down on you

Why is it so hard to find someone
Who cares about you?
When it's easy enough to find someone
Who looks down on you

It's not what it seems
When you're not on the scene
There's a chill in the air
But there's people like me
That nobody sees so nobody cares

Why is it so hard to find someone
Who cares about you?
When it's easy enough to find someone
Who looks down on you
Why is it so hard to find someone
Who can keep it together
When you've come undone?
Why is it so hard to find someone
Who cares about you?

I swear this time it won't turn out
The same 'cause now I've got myself to blame
And you'll know where we'll end up
On the streets that is easy enough
To find someone who looks down on you

Why is it so hard to find someone
Who cares about you?
When it's easy enough to find someone
Who looks down on you
Why is it so hard to find someone
Who can keep it together
When you've come undone?
Why is it so hard to find someone
Who cares about you?
9月24日

duydum, dinledim, baktım, gördüm

ıslak bir veranda
gecenin ışığıyla boyanmış
sihirli tırtıllara yuva olmuş
ölümsüz kelebekler doğurmak için

mor bir telefon kulübesi
nice masallara tanıklık etmiş
kaç çocuğu büyütmüş
kaçını koynunda ağırlamış

paslanmış bir kadeh
kaç kinle boşalmış
kaç mutluluğa dolmuş
masumiyetinde boğulmuş

antika bir saat
en güzel ahşabı geçirmiş üzerine
gömdüklerine selam etmiş
mezarlarının önünde ağlamış

umut saçan yıldızlar
geceler boyu saklanmışlar
bir körün göz kapağından sızıp
ruhunu aydınlatmışlar

tüm bu satırlar
ben bilmeden dökülmüş
ardımdan susmuşlar
bir hoşçakal bile demeden
9月22日

med-cezir

gülümsedim...
güzel zamanlar vardı.
unutulmayan,
unutulmaktan korkulan
kaçındım...
mezarlıklardan,
hala soluk alan ölülerimden,
düşümdeki geçmişten.
fark ettim!
sorularımın cevapsızlığını,
içimdeki umarsızlığı,
ruhumdaki sıkıntıyı.
veda ettim.
bu döneme,
geçem düne,
az evvelki saniyeye.
diledim...
parlak yıldızları,
gerçek sihri,
mutluluk denen o şeyi.
sustum...
vazgeçtim.
satırlardan ve sözcüklerden
dedim ya, sustum...


9月20日

bayram

bugün bayram,  yatın uyuyun çocuklar.
9月14日

ruhu bozuk

yokluğun bıraktığı yerden doldurmaya başladığı kadehler gibi bugünler... ebedi bir düşün koynunda uyuyan birileri için var olmamış yıldızlar misali. sessiz ve kederli yürüyüşlerin inançsızlığıyla bezenmiş patikalardan geçerek adım adım büyüyen hissiyat. sadece sorumsuzluğu özlemiş, çocukluğuna dönmek istemiş kimileri gibi, "hayat zor" cümleciği sarf olmakta. yitirilmiş aşkların dürtüsüyle hıçkırılan zamanların ardında duygusuzlaşmış bünyeler. kan emmekten yorulmuş bir sivrisineği uçarken avlamak ne kadar kolaysa, yanlışların içinde doğruyu seçebilme şansı da bir o kadar zor. patavatsız gerçeklerin ne kadar gerçek olduğunun sorgusu bireyin bünyesinden ötede bir yerde hayat bulamamaktadır.

sıkılganlık düne veya bu ana mahsus olmamakla birlikte yarın yad edilen anılarla birlikte küçük krizler geçirmek de normal karşılanmalıdır. yaşadığı yerin ona, bana, sana vermediği değerle birlikte, kaçış taktikleri oluşturulacaktır. hayat bulmayı bekleyen tasarıların gerçekleşmesi hususundaysa "kısmet, kader" gibi anlamsız sözcükler sarf edilecektir. yeteri kadar çaba göstermeden dile getirlme olasılıklarına karşı her umut cümleciği gökten arzu edilen şeylerin yağmasını tanrıdan dilemekten ötede değildir. farzı mahaller, vesaireler, propogandalar, demogojiler, bilmem neler neler var daha söylenmesi gereksiz olup da söylenmek istenen...

bildiklerimin bilemediklerime oranının kare köküne bakıp da bayağı bir eksilerde olduğumu fark etmem çok küçük yaşlarımı almıştı. öyle ki o zaman çaktırmamaya çalışmıştım. şimdi kendi kendimi bozar oldum. farkına vardım ben zaten tüm söylenmelerimin, hiçbir halttan mutlu olamayaşımın nedenini. cevabı basit, ayna söyledi. dedi ki, "sorun senin özün, ruhun bozuk be iki gözüm".
9月6日

eylülün getirdikleri

eylül... okul olsa rahat ve sıkıcı olmayan bir dönem olurdu. okul olmasa çok rahat ve sıkıcı. iş olunca hem rahat olmayan hem de sıkıcı bir dönem. düzenli hayat... pek de bana göre değil. gece uykuları, sabah 9 akşam 6 çalışma saatleri. günler günleri kovalarken yapılması gereken boktan işleri yapmak. yaratıcılıktan uzak, teslim odaklı üretim süreçleri. ileriye dönük hayalleri gerçekleştirmek adına kazanılacak olan kağıtlar için idealistliği ve etiği yok sayarak bitse de gitsek mantalitesi. boşluktan çıkmanın verdiği alışkanlığın günlük yorgunluklarla kırılması. tüm olumsuz şartlara rağmen teknik gelişim süreçlerini ilerletmek. sorun çözerken, öğrenmek. bir süreç... gitmeyi umduğum diyara gidebilmem için geçmem gereken. zaman geçer ve bu kitap bizi nereye sürükler yaşayıp göreceğiz, içimizdeki bir tutam umutla!