Umut 的个人资料Fata Morgana's Black Box照片日志留言簿更多 工具 帮助

日志


10月27日

yeniden

karanlık önümü görmeme engel olan değil, görmemi sağlayan. ilüzyonlara aldanan gözlerimin yerine ruhumla bakmama olanak tanıyan. farkındalığım gördüklerimden gelmedi hiçbir zaman. öğretiler orada duranlar değildi, yanaklarımdan akan, içimde çalkalanan bu denizin taşırdıklarıydı. dilimde bıraktığı tuzlu tat kanattı her defasında yaralarımı ve hatırlattı bana neyin önemli, neyin unutulmaması gereken olduğunu. şimdi bir savaş var önümde. kazanılması için önce kaybetmeyi öğrenilmesi gereken. kaybettikten sonra ummak kalacak önce. umacağım ki, yeniden savaşmaya başladığımda her şey bıraktığım gibi olsun. umacağım ki, yeniden savaşıp kazanabilirsem şayet, harcadığım bu beni bekleyen bir sen olsun. belki ben kazanacağım ve sen orada olmayacaksın. belki yeniden kaybedeceğim ve tüm bu savaş sadece yitik bir mücadele olacak. belki de kazanacağım ve sen orada beni bekliyor olacaksın.

ben kadercilerden değil, olasılıkları hesap edenlerden oldum her zaman. şimdi de öyle yapıyorum. kafamda hep bir soru dönüp duruyor. sormaya dilim bile varmıyor ama soracağım.

bana doğru adım atar mısın ya da hiç değilse bekler misin?
cevabı istemiyorum, sende kalsın. sende kalsın ki benim içimde hep bir umut olsun. yoksa yaşanmıyor hayat, tadı kalmıyor.

yaşayıp göreceğim....
10月26日

Atreyu - Wait For You

It started with a kiss and turned out something else.
The blood coils in through my veins I think of no one else.
I never believed in much but I believe in this.
I’m incomplete without you, I’d kill to taste your kiss.
I’m lost and lonely scared and hiding.
Blind without you.

When the the world comes crashing down and the skies begin to fall,
I’ll wait for you
When the days grow old and long and my skins turns into stone,
I’ll wait for you
When the pain it seems too much and my heart starts beating out of touch I don’t need a thing,
I’ll wait for you

It's all so different now, emotions burn me out.
I have a lifeless touch, this distance leaves no doubt.
I fear it all too much but part of me believes.
As the years pass away you made me recognize,
I’m lost and lonely, scared and hiding.
Blind without you.

When the the world comes crashing down and the skies begin to fall,
I’ll wait for you
When the days grow old and long and my skins turns into stone,
I’ll wait for you
When the pain it seems too much and my heart starts beating out of touch I don’t need a thing,
Cause I’ll wait for you...

Yeah..
Cause I’ll wait for you...

When the the world comes crashing down and the skies begin to fall,
I’ll wait for you
When the days grow old and long and my skins turns into stone,
I’ll wait for you
When the pain it seems too much and my heart starts beating out of touch I don’t need a thing.
I know I don’t need a thing.
I’ll wait for you.
10月25日

Nevizade Geceleri

Giden her sevgilinin ardından
Hep biz olduk el sallayan
Haykırsak duyarlar mı sesimizi
Hangi sevdadan galip çıktık ki

Yürüyoruz sessiz ve kederli
Nevizade geceleri
İnletiyoruz hep çıkışında
İstiklal Caddesi'ni

Boşuna çekilmedi bunca çile
İçiyoruz gündüz gece
Haykırdık ama duymadı hiç kimse
Peşindeyiz her yerde

Zaten aşklar hep yalan dolan
Sonu hep acı hüsran
Bize her sevdadan geriye kalan
Sadece GALATASARAY
10月24日

TNK - Bu Şarkıyı Söyleyin

bu şarkıyı söyleyin ama bilmeyin
bu şarkıyı dinleyin ama sevmeyin
bu şarkıyı hissedin ama üzülmeyin
bu şarkıyı sevmeyin ama hatırlayın

bırakın, tutmayın ve itmeyin
üstüme gelmeyin
yalnız bırakın ama bekleyin
gitmeyin
ben hiç iyi değilim

bu şarkıyı isteyin ve gülümseyin
bu aşkmış kötü yapmış onu deyin
sadece bu şarkıyı o yazdı deyin
sadece hiç iyi değildi deyin

bırakın, tutmayın ve itmeyin
üstüme gelmeyin
yalnız bırakın ama bekleyin
gitmeyin
ben hiç iyi değilim

bak hayat burdaki ayaklarımın altındaki
kelimeler gereksiz bütün herşey

bırakın tutmayın ve itmeyin
üstüme gelmeyin
yalnız bırakın ama bekleyin
gitmeyin
ben hiç hiç iyi değilim!..


p.s.: dinlenesi...
demo olduğu için upload etmekte bir mahsur görmedim. arzu eden aşağıdaki adresten indirebilir.
http://rapidshare.com/files/297015583/tnk_-_bu_sarkiyi_soyleyin.mp3

10月16日

cenaze

gözlerini kapadı bir melek
parlayan yıldızları seyrederken
azizlere selam eyledi
günahkarları kınadı kendince
varlığından kalan neydi bilemedi
sustu ve daldı derin bir uykuya
ejderhaların alevleri kutsadı onu
soysuzluğuna dem vurup
vazgeçti kanatlarından usulca
ve uğurlandı bir veda bile edilmeden
hayat bulduğu kainatın sonsuzluğuna
10月10日

Alanis Morisette – I Was Hoping

As we were talking outside, it was cold,
We were shivering, yet warmed by the subject matter.
My wife is in the next room, we’ve been having troubles you know,
Please don’t tell her or anyone, but I need to talk to somebody.
You said, wouldn’t it be a shame if I knew how great I was
Five minutes before I died? Id be filled with such regret before I took my last breath.
And I said, you’re willing to tell me this now, and you’re not going to die anytime soon.
And I said I haven’t been eating chicken, or meat, or anything.
And you said yes, but you’ve been wearing leather and laughed and said were at the top of the food chain.
And yes you’re still a fine woman, and I cringed.

I was hoping, I was hoping we could heal each other.
I was hoping, I was hoping we could be raw together.

We left the restaurant where the head waiter (in his 60s), said good bye, sir.
Thank you for your business sir. you’re successful and established, sir,
And we like the frequency with which you dine here sir. and your money.
And when I walked by, they said thank you too dear.
I was all pigtails and cords.
And there was a day when I would’ve said something like,
Hey dude, I could buy and sell this place, so kiss it.
I too once thought I was owed something.

I was hoping, I was hoping we could challenge each other.
I was hoping, I was hoping we could crack each other up.

I too thought that when proved wrong, I lost somehow.
I too thought life was cruel. Its a cycle, really.
You think I’m withdrawing and guilt tripping you.
I think you’re insensitive and I don’t feel heard.
And I said do you believe we are fundamentally judgmental?
Fundamentally evil? And you said yes.
And I said do you believe in revenge, in right or wrong, good or bad?
And you said well, what about the man that I saw handcuffed in the emergency room,
Bleeding after beating his kid, and she threw a shoe at his head.
I think what he did was wrong, and I wouldn’t have had a hard time feeling compassion for him.
I had to watch my tone for fear of having you feel judged.

I was hoping, I was hoping we could dance together.
I was hoping, I was hoping we could be creamy together.

10月9日

bir dilek tuttum!

bu oyunu kazanıp da bu ülkeden gitmeyi başarabilirsem bu sürecin sonunda sanırım yeryüzündeki en mutlu adamlardan biri olacağım. tüm anılardan, bu aptal şehrin insanlarından ve bilimum saçmalıktan o kadar çok yoruldum ki... gideceğim yerin teknik veya pratik olarak herhangi bir önemi kalmadı. sadece gitmek istiyorum. elbette ardımda bıraktığım bazı şeylerden ötürü burukluğum olacaktır. ama eninde sonunda doğru bir karar bu. bu şehrin günahkarlarından da azizlerinden de meleklerinden de hayaletlerinden de sıkıldım artık. beni takip eden onlarca gölgenin karanlığından çıkıp gitmem gerek. biraz endişe, biraz korku, bolca heyecan var içimde. yeni bir hayata giden bu yolun sözde altın patikasından geçerken. gideceğim yerde her şey güzel mi olacak ya da şu yazdığım yazıya bakıp kendime mi küfredeceğim inanın bilmiyorum. lakin her şey üstüme üstüme gelirken, buralardan çok uzaklarda olma fikri mutluluk verici. zamanın ve hayatın koynuna uzandım ve gözlerimi belirsiz yarınlara doğru kapatıyorum. düşüm ne getirir ya da ne götürür bilinmez. 
10月8日

past to the future

feel the pain, let me down
see the truth, pull me under
my body is already lying on the ground
but my soul flying around you
can’t you feel, this is your time
but you see, it’s gonna be end soon
my heart belongs to you
but my mind is rejecting be with you
feel the air, take a deep breath
sleep well and grow up
this is the right time to let you courage
take the risk to try your chance
can’t you feel all those emotions
your blind heart will be fill up with shiny stars
if you realized what you done before
then you have to fight to make things right again

...

"if you don't shoot it how am i supposed to hold it?"
9月30日

bilmiyorum

öfkem ve üzüntüm birbirini sarmalarken
kelimelere dokunan dudaklarım titriyor
gözlerimden akacak bir damlam yok
içimdeyse acım yüzüyor
geçmişte yargıladığım aşığım
şimdi adeta ruhumda suret buluyor
yaralarımı sarmamı sağlayana
istemsizce yaralar açıyor
değişen oydu diye diretirken
ben miydim bilemiyorum
kendi çemberim daralıyor sanarken
sanki onu içinden atıyorum
o bana sevgi sözcükleri söylerken
ben ruhsuzca karşılık veriyorum
acısını perdelemeyi bıraktığında
canım yanıyor, ama ne yapacağımı bilmiyorum...
9月28日

Three Days Grace - Someone Who Cares

Every street in this city
Is the same to me
Everyone's got a place to be
But there's no room for me
Am I to blame?
When the guilt and the shame hang over me
Like a dark cloud,
That chases you down in the pouring rain.

It's so hard to find someone
Who cares about you,
But it's easy enough to find someone
Who looks down on you

Why is it so hard to find someone
Who cares about you?
When it's easy enough to find someone
Who looks down on you

It's not what it seems
When you're not on the scene
There's a chill in the air
But there's people like me
That nobody sees so nobody cares

Why is it so hard to find someone
Who cares about you?
When it's easy enough to find someone
Who looks down on you
Why is it so hard to find someone
Who can keep it together
When you've come undone?
Why is it so hard to find someone
Who cares about you?

I swear this time it won't turn out
The same 'cause now I've got myself to blame
And you'll know where we'll end up
On the streets that is easy enough
To find someone who looks down on you

Why is it so hard to find someone
Who cares about you?
When it's easy enough to find someone
Who looks down on you
Why is it so hard to find someone
Who can keep it together
When you've come undone?
Why is it so hard to find someone
Who cares about you?
9月24日

duydum, dinledim, baktım, gördüm

ıslak bir veranda
gecenin ışığıyla boyanmış
sihirli tırtıllara yuva olmuş
ölümsüz kelebekler doğurmak için

mor bir telefon kulübesi
nice masallara tanıklık etmiş
kaç çocuğu büyütmüş
kaçını koynunda ağırlamış

paslanmış bir kadeh
kaç kinle boşalmış
kaç mutluluğa dolmuş
masumiyetinde boğulmuş

antika bir saat
en güzel ahşabı geçirmiş üzerine
gömdüklerine selam etmiş
mezarlarının önünde ağlamış

umut saçan yıldızlar
geceler boyu saklanmışlar
bir körün göz kapağından sızıp
ruhunu aydınlatmışlar

tüm bu satırlar
ben bilmeden dökülmüş
ardımdan susmuşlar
bir hoşçakal bile demeden
9月22日

med-cezir

gülümsedim...
güzel zamanlar vardı.
unutulmayan,
unutulmaktan korkulan
kaçındım...
mezarlıklardan,
hala soluk alan ölülerimden,
düşümdeki geçmişten.
fark ettim!
sorularımın cevapsızlığını,
içimdeki umarsızlığı,
ruhumdaki sıkıntıyı.
veda ettim.
bu döneme,
geçem düne,
az evvelki saniyeye.
diledim...
parlak yıldızları,
gerçek sihri,
mutluluk denen o şeyi.
sustum...
vazgeçtim.
satırlardan ve sözcüklerden
dedim ya, sustum...


9月20日

bayram

bugün bayram,  yatın uyuyun çocuklar.
9月14日

ruhu bozuk

yokluğun bıraktığı yerden doldurmaya başladığı kadehler gibi bugünler... ebedi bir düşün koynunda uyuyan birileri için var olmamış yıldızlar misali. sessiz ve kederli yürüyüşlerin inançsızlığıyla bezenmiş patikalardan geçerek adım adım büyüyen hissiyat. sadece sorumsuzluğu özlemiş, çocukluğuna dönmek istemiş kimileri gibi, "hayat zor" cümleciği sarf olmakta. yitirilmiş aşkların dürtüsüyle hıçkırılan zamanların ardında duygusuzlaşmış bünyeler. kan emmekten yorulmuş bir sivrisineği uçarken avlamak ne kadar kolaysa, yanlışların içinde doğruyu seçebilme şansı da bir o kadar zor. patavatsız gerçeklerin ne kadar gerçek olduğunun sorgusu bireyin bünyesinden ötede bir yerde hayat bulamamaktadır.

sıkılganlık düne veya bu ana mahsus olmamakla birlikte yarın yad edilen anılarla birlikte küçük krizler geçirmek de normal karşılanmalıdır. yaşadığı yerin ona, bana, sana vermediği değerle birlikte, kaçış taktikleri oluşturulacaktır. hayat bulmayı bekleyen tasarıların gerçekleşmesi hususundaysa "kısmet, kader" gibi anlamsız sözcükler sarf edilecektir. yeteri kadar çaba göstermeden dile getirlme olasılıklarına karşı her umut cümleciği gökten arzu edilen şeylerin yağmasını tanrıdan dilemekten ötede değildir. farzı mahaller, vesaireler, propogandalar, demogojiler, bilmem neler neler var daha söylenmesi gereksiz olup da söylenmek istenen...

bildiklerimin bilemediklerime oranının kare köküne bakıp da bayağı bir eksilerde olduğumu fark etmem çok küçük yaşlarımı almıştı. öyle ki o zaman çaktırmamaya çalışmıştım. şimdi kendi kendimi bozar oldum. farkına vardım ben zaten tüm söylenmelerimin, hiçbir halttan mutlu olamayaşımın nedenini. cevabı basit, ayna söyledi. dedi ki, "sorun senin özün, ruhun bozuk be iki gözüm".
9月6日

eylülün getirdikleri

eylül... okul olsa rahat ve sıkıcı olmayan bir dönem olurdu. okul olmasa çok rahat ve sıkıcı. iş olunca hem rahat olmayan hem de sıkıcı bir dönem. düzenli hayat... pek de bana göre değil. gece uykuları, sabah 9 akşam 6 çalışma saatleri. günler günleri kovalarken yapılması gereken boktan işleri yapmak. yaratıcılıktan uzak, teslim odaklı üretim süreçleri. ileriye dönük hayalleri gerçekleştirmek adına kazanılacak olan kağıtlar için idealistliği ve etiği yok sayarak bitse de gitsek mantalitesi. boşluktan çıkmanın verdiği alışkanlığın günlük yorgunluklarla kırılması. tüm olumsuz şartlara rağmen teknik gelişim süreçlerini ilerletmek. sorun çözerken, öğrenmek. bir süreç... gitmeyi umduğum diyara gidebilmem için geçmem gereken. zaman geçer ve bu kitap bizi nereye sürükler yaşayıp göreceğiz, içimizdeki bir tutam umutla!


8月29日

bilinçaltı

sessizlik kulağıma fısıldadı
en sevdiğim şarkı basın titreşimini yüzüme vururken
sustum, aitsizliğimle kucaklaştım
ve yürüdüm bilinmezliğin ılıklığına doğru
hatıralarım döküldü dallardan
tebessümle karışık göz yaşları aktı bulutlardan
üşüdüm, umuda sarılmayı denedim
sonra anımsadım, cebimden düşmüştü yıllar önce
dilim sağırlaştı, gözlerim vurgun yedi
korkulukla sevişen kargalar alay etti düşümle
pas tutmuş kelimeler, altın yüklemlere koştu
hoşçakal dedi bu şehir
ışıklarını kapadı ve misafirliğe gitti
fahişelerin vaazlarını dinledi deniz
med cezirle kafası dumanlandı
saatler durdu, zaman daha hızlı aktı
alkol şarabı, şarapsa kırmızıyı aldattı
bir el dokundu omzuma
derinden bir ses çarptı kulaklarıma
uyan dedi, kıçın açıkta kalmış,
sırtın ağrıyacak, git yatağına yat...
8月22日

remembering

are you remember?
your words, your feelings, my words, my face
a small part about our story...?
it was winter, a cold day
but we felt warm.
that movie, the first kiss,
all those places...
the day we woke up together,
the gift that i gave you... you were smiling.
are you remember now?
8月11日

umarsız

insanoğlunun sorgulamaktan kaçınan zihin yapısı er ya da geç ona sorgulaması gerektiğini hatırlatacaktır. öyle ki insan kendi içindeki aynaya dönüp bakabildiğinde, özündeki hayvanla tanışarak, şaşıracaktır. tüm bu hayatın öncesinde yaşayan atalarımız kendilerinin ne olduğunu bile bilmiyorlarken, ötekine isimler uydurmak veya kendilerini sorgulamakla meşgul müydüler? bugüne gelindiğine göre meşgulmüşler. medeniyetin ve ilkelliğin arasında durmayı bilmeyip medeniyetin bokunu çıkaran insanoğlu, kendi ırkını katletmeyi marifet sanalı da epeyce olmuş. modern toplumda da artık etrafına saldırmakla kesmeyince, kendine saldırma içgüdüsünü oluşturmuş. kendi kendini yok eden organizmalar misali yaşamaya başlamış. insanoğlu dünyadaki en akıllı yaratık olduğunu sanmakla vakit geçirirken şu günlerde aslında en aptal yaratık olduğunu kendine kanıtlama uğraşında sanki.özünü reddeden ve kendine bilim-kurgu filmlerinden fırlamış süper sperm muamelesi yapan türüm, özündeki arzuları dışarı vurmak için bir alanı kalmadığında, ateş çemberindeki bir akrepten farksız olduğunun bilincine de varmış. tabii bu sırada dışardaki kaosu izleyip, umarsızlaşmaya ve hissizleşmeye de devam etmektedir. tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya değil, umursamamaya başlamıştır usul usul.

-ne olacak be oğlum, gelen vuruyor giden vuruyor. sikleri sağolsun.
-(alışmış kudurmuştan beterdir.) o da olur sıkma canını...
8月9日

rutinin içinde bir yerde

bir ay daha geride kaldı... hayat sıradan. rutinle kavrulmaya, külleri savurmaya devam. rutin bir hayat, bir labirentte kaybolmaya benziyor. dönüp duruyorsun her şey birbirine benziyor. öte yandan bir yerlerde kaybolmak, bazen başka bir yerlerde bulunmak demektir. yaşayıp görmek gerekir.